Film, başlangıçta aynı erkek tarafından kandırılan iki kadının birbirine düşman olacağı klasik bir entrika hikayesi gibi görünse de alt metinde güçlü bir kadın dayanışmasını yüceltiyor. Toplumun ve sosyal medyanın kadınlara dayattığı "rekabet" dogmalarını elinin tersiyle iten Tiara ve Nadia, asıl suçlunun kendileri değil, karşılarındaki narsist erkek olduğunu idrak ediyorlar. Erkek egemen havacılık bürokrasisinin Deva'yı koruma çabalarına karşı omuz omuza veren bu iki farklı kutuptaki kadın, erkeğin kurduğu yalanlar kalesini başat bir güçle yıkıyor. Yapım, maruz kalınan duygusal ve psikolojik şiddete karşı kadınların kolektif öfkesinin ne kadar dönüştürücü olabileceğini tokat gibi sarsıcı bir dille anlatıyor.